“COVID-19 Pandemisi Sürecinde LGBTİ+ Hakları” çağrısı

İzmir LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, Birleşmiş Milletler ’in COVID-19 sebebiyle LGBTİ+ ’ların tecrübe etmesinin muhtemel olduğu ayrımcılıklara ilişkin devletlere bu ayrımcılıkları önlemesi için yaptığı çağrıyı hatırlatarak devlet kurumlarına çağrıda bulundu. Aralarında insan hakları, kadın, LGBTİ+, hayvan özgürlüğü örgütlerinin bulunduğu 30 kurum ve kuruluş Komite’nin metnine imzacı oldu.

İzmir LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi’nin 15 maddeli talep metninin tam hâli şöyle:

COVID-19 pandemisi sürecinde LGBTİ+’lar hem virüse yakalanma riski altındalar hem de alınan tedbirlerin yarattığı ekonomik ve sosyal sonuçlardan çok sert bir biçimde etkilenmekteler. Var olan derin eşitsizlikler ve ikili cinsiyet sistemine dayanan toplumsal roller sebebiyle LGBTİ+’ların ihtiyaçları ve kırılganlıkları yok sayılmaktadır.”

“COVID-19 semptomu gösterdiği halde damgalama ve ayrımcılığa uğrama endişesi ile doktora gitmekten kaçınan LGBTİ+’ların sağlık hizmetlerine erişim hakkının önündeki engeller daha hayati bir hal almakta ve bu durum ölüm riskinden dolayı endişelerimizi artırmaktadır. Birçok trans, çevrelerinden gördükleri şiddet nedeniyle evlerine girememekte ve usulsüz bir şekilde evleri mühürlenen seks işçileri koronavirüs karşısında savunmasız bırakılmaktadır. Ayrıca atanmış aileleriyle birlikte yaşamakta olan veya aile evine dönmek zorunda kalan LGBTİ+’lar için de ev en tehlikeli yerlerden biri olabilmektedir. Birçok LGBTİ+ kişi aileleri tarafından şiddete ve istismara maruz bırakılmaktadır.”

“Hormona ulaşımdaki güçlükler, ameliyatların ve terapi süreçlerinin ertelenmesi veya iptal edilmesi transların geçiş/uyum sürecini yavaşlatmış, hatta tümüyle durdurmuştur. Bu durum transların fiziksel ve ruh sağlıklarını etkilemekte ve transları COVID-19’un yanı sıra bu durumun yarattığı stres, kaygı, anksiyete, panik atak ve depresyon ile başa çıkmaya zorlamaktadır. HIV ile yaşayanların güncel ölçümlerinde aksaklıklar yaşanabilmektedir. Ayrıca anonim test merkezlerinin bu süreçte kapalı olması sağlık hizmetine erişim açısından sıkıntı yaratmaktadır. Mülteci LGBTİ+’lar da yasal statüleri, maruz kaldıkları homofobi, transfobi ve ırkçılık gibi çoklu ayrımcılık biçimleri ve dil engeli nedeniyle temel sağlık hizmetlerine erişememektedir.”

“Özel sektörde çalışan LGBTİ+’lar ücretsiz izin kullanmaya zorlanmakta, işten çıkarılmaktadırlar. Ayrıca birçok LGBTİ+ kişi işe gitmeye devam etmekte ve sağlıklarını riske atmaya zorlanmaktadırlar. LGBTİ+’ların bir kısmı, salgından önce de hizmet sektöründe çalışmak zorunda bırakılmaktaydı. Hizmet sektöründeki güvencesizlik ve toplumsal eşitsizlik mekanizmalarının işlemesi salgınla beraber had safhaya ulaşmıştır ve bu sorun görmezden gelinmektedir. Birçok trans kadın seks işçisi gıda ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. Seks işçileri, yardım kampanyalarına başvurduklarında ise birçok belediye dahilinde “kapsam dışı” kalmaktadır. Bunlar yetmezmiş gibi polislerin keyfi ceza kesmelerine maruz kalan trans kadın seks işçileri tümden ekonomik bir çıkmaza girmektedir.”

“15 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe giren yeni infaz yasası (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) LGBTİ+ ve feminist hareket açısından adaletin sağlanması yönünde güven telkin etmeyen hukuk sistemini olduğundan daha güvensiz bir hale getirmiştir. Suçun tekrar gerçekleşmemesi için ya da suça neden olabilecek koşulların ortadan kaldırılması için halihazırda hiçbir çalışması olmayan hukuk sistemi, aflar ve ceza indirimleri yoluyla şiddet faillerini şiddete maruz kalan insanların alanlarına geri yollamaktadır.” “LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarında zaten hukuki yöntemler çoğu zaman işlememekte, cezasızlık rejimi yaygınlaşmakta ya da en alt sınırdan, caydırıcılığı olmayan cezalar ve “haksız tahrik indirimleri” ile davalar geçiştirilmektedir. Birçok şikayet ya ciddiye alınmamakta ya da şikayete rağmen ölümle sonuçlanmaktadır. Yeni infaz yasasıyla beraber cezalandırılmış fakat cezaların caydırıcı etkisi olmadığı için hala suç potansiyeli taşıyan kişiler topluma hiçbir rehabilitasyondan geçmeden geri yollanmaktadır.”

“Öte yandan, trans mahpusların hem maddi anlamda hem de hormona erişim açısından sıkıntı içerisinde oldukları bilinmekte, cezaevi yönetimleri trans mahpuslar hakkında sivil toplum kuruluşlarına bilgi vermemektedir. Cezaevi tarafından tedarik edilen hormon ilaçlarının tahliye sonrası da devam edip etmeyeceği bilinmemektedir. Tahliye veya izin sürecinden yararlanıp dışarı çıkacak LGBTİ+ mahpuslar barınma vs. gibi alanlarda sorun yaşayacaklardır.”

“Eşitlik ilkesine aykırı olan infaz yasası ve sonrasında bir tahliye politikasından yoksun işleyen bu süreç ile devletin insan haklarını hiçe sayan bir tutum içerisinde olduğu görülmektedir.

Diyanet’in LGBTİ+’ları ve HIV ile yaşayanları hedef alan nefret suçu ve koronavirüs bahanesiyle LGBTİ+’ları ve HIV ile yaşayanları hedef gösteren medyadaki nefret söylemleri ve tüm bunların cezasız kalması hak ihlallerini devlet eliyle meşrulaştırmaktadır. Buna yönelik olarak yakın zamanda Birleşmiş Milletler ’in COVID-19 sebebiyle LGBTİ+ ’ların tecrübe etmesinin muhtemel olduğu ayrımcılıklara ilişkin devletlere bu ayrımcılıkları önlemesi için yaptığı çağrıyı hatırlatıyoruz; devlet ve kurumlarından şunları talep ediyoruz:

1)      Trans seks işçilerine acil, ulaşımı kolay ve yeterli miktarda finansal destek sunulmalı, barınma ve gıda ihtiyaçları koşulsuz karşılanmalıdır,

2)      Transların geçiş/uyum süreçlerine dair prosedürleri hızlandırılmalı ve bireylerin süreçlerine dair her türlü tıbbi gereksinimi (hormon, ameliyat vb.) ücretsiz yerine getirilmelidir,

3)      Bu süreçte işsiz kalan, işten çıkarılan ve ücretsiz izne zorlanan LGBTİ+’lar için maddi destek sağlanmalı, iş bulma kurumlarından ayrımcılığa uğramadan yararlanmaları gözetilmelidir,

4)      Evinde kalamayan LGBTİ+’lar için barınma olanakları geliştirilmeli ve sığınaklardan koşulsuz yararlanmaları sağlanmalıdır,

5)      LGBTİ+’lar için hukuki ve psikososyal destek hatları kurulmalıdır,

6)      LGBTİ+’ların ve HIV ile yaşayanların sağlık hizmetlerine düzenli erişimleri sağlanmalı, bu erişimlerde karşılaşabilecekleri şiddeti ve ayrımcılığı engelleyen düzenlemeler yapılmalıdır,

7)      İstanbul Sözleşmesi’nin 56. Maddesi gereği infaz yasası nedeniyle mağduriyet yaşayan LGBTİ+’lar faillerin tahliyeleri ile ilgili haberdar edilmeli, LGBTİ+’lara koruma sağlanmalıdır,

8)      İnfaz yasasından yararlanmayan mahpus LGBTİ+’ların yaşam koşulları iyileştirilmeli, haklara erişimlerindeki talepleri yerine getirilmelidir,

9)      LGBTİ+ göçmenlerin ve mültecilerin başta sağlık hakkına erişim olmak üzere tüm sosyo-ekonomik haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır,

10)   Sosyal yardım kampanyalarının haneyi/aileyi baz alan koşulu değiştirilerek LGBTİ+’ların sosyal haklarını kullanmasının önü açılmalıdır,

11)   Nefret söylemi üreten Diyanet gibi kurumlara  ve medya kuruluşlarına yaptırım uygulanmalıdır,

12)   Alınan tedbirler sebebiyle seyahat özgürlüğü kısıtlanan LGBTİ+’ların şiddete maruz kaldıkları durumda kolluk kuvvetlerinden koruma talep edecekleri alternatif uygulamalar hayata geçirilmelidir,

13)   Ayrımcılığın önüne geçecek açıklamalarda bulunulmalıdır,

14)   Yerel çözümler bulmak adına LGBTİ+ bireyler ile çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışılmalıdır,

15)   LGBTİ+ toplulukları ve dernekleri karar alma ve ihtiyaç belirleme süreçlerine dahil edilmelidir.”

İmzacı kurum ve kuruluşlar şöyle:

17 Mayıs Derneği, Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği, Corridor Part, Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, Çanakkale LGBTİ+ İnisiyatifi, Direnişin Renkleri, Gaziantep Onur Haftası Komitesi, Gaziantep ZeugMADİ LGBTİ+, Genç LGBTİ+ Derneği, Halkların Köprüsü Derneği, Hayvan Özgürlüğü Kolektifi, İmece Ev İşçileri Sendikası, İstanbul Animal Save, İzmir Çağdaş Avukatlar Grubu, İzmir İHD Kadın Komisyonu, İzmir Kadın Platformu, İzmir Kadınlar Birlikte Güçlü, İzmir Vegan İnisiyatifi, Kadın Savunma Ağı, Kampüste Lubunya, Kaos GL Derneği, Kırkyama Kadın Dayanışması, Lavender LGBTİQ+, Mor Dayanışma, Mor Sarmaşık, Muamma LGBTİ+ Derneği, Özgür Genç Kadın, Özgürlük için Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, Sosyalist Kadın Meclisleri, TİHV İzmir Temsilciliği

Kaynak: www.kaosgl.org

Yorum yapın